Eris’in Görünen Yüzü
Eris, Yunan mitolojisinde Kargaşanın ve Çekişmenin tanrıçası olarak bilinir. Kökenleri MÖ 6. yüzyıla kadar uzanır. Olympos Tanrılarının üyesi olan Eris, Venüs’ün kız kardeşi olarak tanımlanır. Eris, içe dönük, saldırgan ve inatçı olarak nitelendirilir.
Eris’in Gücü ve Görevleri
Eris, zorbalığın, savaşın ve savaşın yol açtığı sosyal, ekonomik veya dini kargaşanın yaratıcısı olarak önemli bir konumda yer alır. Görevleri arasında, çatışmayı ve bozulmayı oluşturmak, çatışmalara neden olan fikirlerin ve arzuların insanlara üflenmesi, arayış ve çekişmenin teşviki ve aralarındaki ilişkiyi koparan konularda çatışmaların başlatılması yer alır. Eris, ayrıca kavga eden taraflar arasında devredilen hakların denetimini de sağlar.
Eris’in Sembolü
Eris, çoğunlukla tahtın üzerinde oturan kırmızı dövmeli bir kartala benzer bir figür olarak gösterilmiştir. Diğer semboller arasında, okyanusun dalgaları, ok, kilise kemerleri, taç, kızıl saçlı bir kadın ve dalkavuk kuşu öne çıkar.
Eris’in Kutsanması
Eris’i tanımlayan farklı karakteristikleri vardır. İnananları, durumlarının her zaman haklı olduğuna ikna etme eğilimindedir ve aralarındaki ilişkiyi koparmaya yönelik bir tür haç gibi hareket eder. Ayrıca, Eris onları motive etmeyi tercih eder ve iki taraf arasında eşitlik sağlamaya çalışır:
- Kavgalarının Çözümü: Eris, aralarındaki tartışmaları çözmek için harekete geçtiğinden, yargılama ve denge aramaları için ona kutsanmaktadır.
- Hoşgörü: Eris, sahip olduğu her şeye saygı duyulmasını teşvik eder. Ona kutsananlar, olası çatışmaların her taraf için hafifletilmesini desteklemelidir.
- İnatçılık: Her durumda inatçı olmak, dengeli ve tarafsız kararlar almayı teşvik eder. Eris’in inatçılık özelliği, adalet arayanlar için övgüye değer bir niteliktir.
Eris, kargaşanın ve çekişmenin tanrıçası olarak, kalabalıklara barış ve denge getirdiği için kutsanmaktadır.
Eris tutkusu ve kötü el ne zaman başlar? Eris tutkusu, yaşadığımız dünyaya düştüğü her an, insanoğlunun canını yakmak ve ödümüzü çekmek için kullandığı ürkütücü bir güçtür. Eris, toplumlarımızın içindeki kaos ve kargaşının, kaynaşmanın ve çekişmenin tanrıçasıdır.
Eris’in kökeni, Yunan mıtolojisine göre, tüm dünyanın babası Zeus’a dayanır. Troja Savaşı’ndan önce efsanede, Zeus ve diğer diyos’lar arasında bir kutlamada bir aşk havuzu oluşturulmuştur ve kadınlara ilişkili olayların her türlüsüne uygunluk göstermek için. Eris, kadınlar arasında bağlantı kurmak için gündeme gelen söylentilerin öncüsü olarak tanımlanmaktadır. Bu Aşk Havuzu’ndan, Eris’in kahrı ile (öfke ile), Troya Savaşına sebeb oldu. Yazarlar, Eris’in adlı aşk ve çekişme tanrıçasını kullanıp, piyeslerini ona atfederek efsanelerini anlattılar.
Dünyadaki tüm çekişmeler, Eris’in insanlara verdiği kötü el ile başladı. Eris, tüm kavgaların ve çatlakların kaybına neden olurken, gerilimleri de artırarak insanları birbirleriyle çatışmaya kışkırtıyor.
Öfke, önyargı, baskı ve daha pek çok kişisel vurguların, her bireyin yaşadığı toplumsal alanlarda gerçekleştiği günümüzün koşullarında, Eris’in etkisi daha belirgindir. Eris’in kötülüklerinin insanlık üzerindeki etkisine rağmen, zor zamanlar için kuvvetli bir kaynak olan Eris’in tüm kötülüklerini kullanarak insanlık için güzel sonuçlar verebiliriz.
Olayların daha net analiz edilmesi, farklı bakış açılarına hakim olmak, her bireyin kendi haklarını kullanmaya çalışması ve herkesin çekişme içindeki durumlarını çözmek için kendi görüşlerini açıklaması, Eris’in kötülüklerinin bir şey olmaktan çıkarıp insanoğlunun atılımlarının destekleyicisi yapılabilir.
Eris, insanoğlunun kendilerine has bir şölen aracı olarak bilinirken, olayların arka planında her zaman göz vardır. İnsani zorluklarla yüzleşmek ve gücümüzün tam potansiyelini kullanmak, insanlığın ilerlemesini destekleyen Eris’in, insanoğlunun içindeki karanlık gücünden gelir.